top of page

1. Beden: Varlığın Kapısı

  • Yazarın fotoğrafı: Aybüke Polat
    Aybüke Polat
  • 2 Kas 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Kas 2025

ree

Beden, varoluşumuzu tanımladığımız ilk yerdir. İçinde yaşadığımız ondan hiç ayrılamadığımız bir evdir, ruhumuzun evi. Deneyimlediğimiz her duygu ve her düşünce önce bedenden geçer. Beden farkındalığı ise insanın varoluşuyla yeniden bağ kurmasının ilk adımıdır.

Modern psikolojiye göre beden, yalnızca organlardan oluşan biyolojik bir sistem değil; aynı zamanda duyguların ve belleğin de taşıyıcısıdır. Somatizasyon kavramı, bastırılmış duyguların bedende ifade bulmasını anlatır. Bir kasılma, bir mide ağrısı, çoğu zaman bastırdığımız duygularımızın bedenimize yansımasıdır.


"Ve (Yakub) onlardan yüz çevirdi de: “Ah Yusuf’um ah!” diye sızlandı ve kederinden (ağlayarak) iki gözüne ak düştü (perde indi). (Bununla beraber) o, (kederini oğullarına belli etmiyor) içine atıyordu." (Yusuf, 84) Kur’an’da Hz. Yakub (a.s.) kıssası, duyguların bedene yansımasına dair en etkileyici örneklerinden biridir. Ayette Hz. Yakub'un (a.s.) oğlunun kaybı karşısında yaşadığı yoğun yas sebebiyle “gözlerinin bembeyaz olduğu”, yani görme yetisinin zayıfladığı bildirilir. Tefsirlerde bu durum, aşırı hüzün ve kederin fizyolojik bir karşılığı olarak yorumlanır. Modern psikolojide ise bu, duygusal yükün bedende ifade bulduğu somatizasyon kavramıyla örtüşür. İnsan ruhu, taşıyamadığı acıyı çoğu zaman beden üzerinden anlatır: bir kasılma, bir ağrı, bir çarpıntı ya da Hz. Yakub’un kıssasında olduğu gibi geçici bir işlev kaybı. Bu kıssa, bedenin yalnızca biyolojik bir yapı değil, duyguların ve hatıraların taşıyıcısı olduğunu gösteren güçlü bir örnek.


İmam Gazali, “Nefs binektir, beden onun taşıyıcısıdır; her biri hakikat yolculuğunda ahenk içinde olmalıdır,” der. Beden duyguları taşır, nefs ise duyguları üretir, yön verir. Duygular, nefsin ifade biçimlerinden biridir. Bu bağlamda da Gazali’nin dediği gibi beden ve nefsin ahenk içinde olması insanın içsel dengesi için önemlidir.


Duygularımızı tanımlarken de bedenimizden nelerin değiştiğine bakmak çok kıymetlidir. Her duygu, sinir sistemimizde belirli bir bedensel yanıt yaratır. Sempatik sinir sistemi, tehlike ya da stres algıladığımızda bizi eyleme hazırlar; kalp atışımız hızlanır, kaslarımız gerilir, nefesimiz kısalır. Parasempatik sistem ise sakinleşme, onarım ve huzur halinden sorumludur; nefes derinleşir, kalp ritmi yavaşlar, beden gevşer. Bu iki sistemin dengesi, duygusal sağlığımızın temelidir.


Nefes egzersizleri, bu dengeyi yeniden kurmanın en basit ama en güçlü yollarındandır. Yavaş ve farkında alınan her nefes, parasempatik sistemi etkinleştirir; zihin ve beden aynı ritme gelir. Modern terapilerde mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin bedensel duyumlarını fark etmesini, duygularını “yargısızca” gözlemlemesini hedefler. Çünkü bedeniyle teması kopan insan, kendi sınırlarını da kaybeder — yorgunluk, anksiyete ve tükenmişlik, çoğu zaman bu kopukluğun işaretidir. Bu pratikler bireyin ana odaklanmasını da sağlar. Peygamberimizin (s.a.v.) anda kalmak için ettiği dua gibi: “Allah’ım! Geçmiş için üzülmekten ve gelecek için kaygılanmaktan sana sığınırım.” (Ebu Davud, Vitr, 32) Aynı şekilde tasavvuf geleneğinde de nefes, sadece bedensel bir süreç değil, bilincin akışı olarak görülür. “Nefes terbiyesi”, insanın hem kalbine hem bedenine yönelmesinin bir yoludur.


İslam geleneğinde beden, emanet olarak görülür. Bedenimize iyi bakmamız temiz olanlardan yememiz tavsiye edilir. İbadetlerde de bedensel farkındalık, insanı Allah’ı hatırlamaya çağırır. Örneğin oruç arzularımızı daha iyi kontrol edebilmemize yardımcı olur; namazdaki her bedensel hareketimiz bizi bilinçli olarak düşünmemize bir çağrıdır.


Peygamberimizin (s.a.v.) öfkeye dair tavsiyeleri bu farkındalığın güzel örneklerindendir:

“Gazap şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak su ile söndürülür. Biriniz kızdığı zaman abdest alsın.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 3) Öfke duygusunu, suyun serinletici etkisiyle yatıştırmamızı tavsiye etmiştir. Bedenimizi duyusal düzenleme ile sakinleştirebileceğimizi öğretir.


Bir diğer hadiste ise şöyle buyurur:

“Biriniz öfkelendiğinde, ayakta ise otursun. Yine sakinleşmezse yanı üzere yatıversinbuyrulmaktadır. (Ebû Dâvûd, Edeb, 3) Bu defa öfkenin, bedeni hareket ettirerek düzenlenebileceğini öğretir.


Beden, duygularımızı hem ifade ettiğimiz hem de onları iyileştirebileceğimiz bir yerdir.



Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). APA Publishing.

Baer, R. A. (2003). Mindfulness training as a clinical intervention: A conceptual and empirical review. Clinical Psychology: Science and Practice, 10(2), 125–143.

Ebû Dâvûd, S. (1992). Sünen-i Ebû Dâvûd. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

Feldman Barrett, L. (2017). How emotions are made: The secret life of the brain. Houghton Mifflin Harcourt.

Ghazali, A. (2013). İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn (A. Serdaroğlu, Çev.). Hüner Yayınevi.

Kabat-Zinn, J. (1990). Full catastrophe living. Delta.

Köksal, A. (2007). Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.

Porges, S. W. (2011). The polyvagal theory: Neurophysiological foundations of emotions, attachment, communication, and self-regulation. W. W. Norton & Company.


1 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Misafir
15 Ara 2025
5 üzerinden 5 yıldız
Beğen

Follow us on Instagram

© 2025 by N. Aybuke Polat. Powered and secured by Wix

bottom of page